Bu davet çoğu zaman “hoşgörü” başlığı altında anılır; fakat tasavvufun hoşgörü anlayışı sıradan bir toleransın çok ötesindedir. Çünkü Mevlânâ’nın dilinde hoşgörü, bir şeye katlanmak, tahammül göstermek değildir; nefsi inceltmek, gönlü genişletmek, yani edebe bürünmektir.
“Edep, İnsanın Özünün Aynasıdır”
Bugün sıkça karıştırdığımız nokta tam da burasıdır. Tahammül, gönülde bir sıkıntının varlığını kabul eder; insan içten içe öfkeli, yorgun ya da kırgın olabilir ama bunu bastırır. Edep ise bastırmayı değil, dönüştürmeyi öğretir. İçimizdeki öfkeyi toza çeviren, önyargıyı suya karıştırıp akıtan, kibri eriten ince bir terbiyedir edep. Bu yüzden tasavvuf “Edep, insanın özünün aynasıdır” derken aslında hoşgörünün kaynağını işaret eder.
“Bir Gönül Eğitimidir”
Tasavvuf geleneğinde hoşgörü, karşımızdakinin hatasına göz yummakla değil, o hatanın ardındaki insanı görebilmekle mümkündür. Çünkü her insan, nefsiyle mücadelesi devam eden “tamamlanmamış bir varlıktır.” Bu yüzden kimseyi mutlak bir yargıyla mühürlemek, tasavvufun ruhuna aykırıdır. Hoşgörü, hatayı alkışlamak değil; hatanın içinden hakikati bulmayı bilmektir. Bir gönül eğitimidir, bir iç disiplin yolculuğudur.
“Edep Merkezli Hoşgörü”
Bugün toplumsal tartışmalarımızda, sosyal medya dilimizde, aile ilişkilerimizde kaybettiğimiz en büyük değerlerden biri işte bu “edep merkezli hoşgörü” dür. Hızlı yargılar, keskin cümleler, sabırsız duygular içinde yaşarız. Oysa Mevlânâ’nın öğrettiği hoşgörü, bizi yumuşatmak için değil, olgunlaştırmak için vardır. Susmamızı değil, anlamamızı ister. Geri çekilmeyi değil, gönül genişliğini önerir. Kısacası; her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bak.
“Ben Bu Anda Kimim?”
İşte bu yüzden Mevlânâ Haftası, sadece anma değildir.
Hoşgörü, bir kusura katlanmak değil; kusurla karşılaştığımızda kendimize dönüp, “Ben bu anda kimim?” diye sorabilmektir.
Edepse, o soruya verilen en zarif cevaptır.
Bu yıl Mevlânâ’yı anarken, sadece sözlerini değil, sözlerinin ardındaki nefesi duyabilmek dileğiyle…
“Her canlıya merhamet, her kusura af penceresinden bak.”










