İsrail’in İran ve Gazze saldırılarını mezhepsel ayrışmalara ve jeopolitik kazanca dönüştürme siyaseti devam ediyor
İsrail’in İran’a yönelik saldırılarla yalnızca İran’ı değil aynı zamanda bölgesel bir çözülme mezhepsel bir kargaşayı tetiklemeyi amaçladığı ortada. İran’ın sivil ve askeri hedeflerinin, İran’ın daha geniş çaplı misillemelere sevk edebileceği bilinmesine rağmen İsrail ve ABD tarafından vurulması, bu hamlelerin daha kapsamlı bir planın parçasıdır. ABD’nin savaşın başından itibaren İsrail’in savunulmasına odaklanarak İran misillemeleri karşısında Körfez ülkelerini savunmasız bırakması da bu planın bir parçasıdır.
Ortadoğu'da mezhep çatışmaları yeni bir risk değil, köklü bir jeopolitik ve vekâlet savaşı aracıdır. Ancak bölgesel güçlerin rekabeti, diyalog eksikliği ve devlet otoritesinin zayıfladığı alanlar ve dış müdahaleler bu fay hattını her geçen gün yeniden tetikleyerek kalıcı bir istikrarsızlık ve yeni bir yıkım dalgası yeni bir kargaşa tehlikesi üretmektedir.
Bunun yanında birde BOP var.
Büyük Ortadoğu Projesi'nin (BOP) resmi amacı bölgeye demokrasi getirmek, ekonomik kalkınmayı sağlamak ve terörizmi önlemektir; oysa asıl hedef enerji kaynaklarını kontrol etmek ve İsrail'in güvenliğini sağlamak bunu görebilmek için, stratejik düşünceye gerek yok.!
Hep böyledir hep böyle olacak!
Orta doğunun Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının ortasında olması,
Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi dünya ticareti için hayati geçiş noktalarının bu bölgede bulunması, Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz yatakları buralarda olması Ayrıca..
Küresel enerji akışı bu bölgede belirlediği için büyük devletlerin ekonomi politikalarının merkezinde oluyor ve olacak.
Türkiye'nin kapsayıcı, dengeli ve işbirliğine dayalı bölge politikası son derece önemlidir. Bu anlamıyla bölgesel aktörleri bir araya getiren çok taraflı işbirliği mekanizması, ortak tehditler üzerinden güven artırıcı adımların atılmasını sağlayarak mezhepsel ayrışmaları ortadan kaldıracak yegane gücüdür.
Türkiye, mezhep eksenli krizlerde taraf olmak yerine gerginliği düşürücü bir denge siyaseti izler. Bölgesel krizlerin diyalog ve diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğini savunur. Olası göç ve güvenlik risklerine karşı sınır ötesi tedbirler ve aktif savunma stratejileri uygularsa, bölge rahatlar herkes kazanır.
Türkiye, Orta Doğu'daki krizler ve ticaret rotası değişimlerinden bölgesel istikrarı savunarak, dengeli bir politika izleyerek güvenli tedarik üssü haline gelerek, lojistik koridorları ve yolları kontrol ederek ve Körfez sermayesini Türkiye ye çekerek kârlı çıkabilir derim.
“Ay çıkınca yıldızların bir yararı olmaz.!’










