Bu bölgenin iki önemli şehri Semerkant ve Buhara, Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında kalan, tarihi önemi çok büyük, coğrafi yönden ise kıymeti tartışılmaz özellikler taşımaktadır.
Kelime manası ile “nehrin ötesi “anlamına gelen Maveraünnehir bugün ki tanımı ile Özbek, Tacik, Türkmen ve Kazakistan topraklarının bir kısmını kapsar.
Türklerin İslam ile kaynaşmasından sonra büyük önemi haiz olmuş, medeniyet beşiği olarak diğer İslam beldelerine ilim kültür, ahlak ihracında önemli bir röle haiz olmuş, Bilim, kültür ve medeniyet merkezi olarak büyük hizmetler vermiştir
Aynı şekilde Buhara da 2500 yılı aşkın bir geçmişe sahip olarak, İslam medeniyetine büyük alimler kazandırmıştır.
Başta Şah-ı Nakşibend ve İmam Buhari olmak üzere
Aynı zamanda tarihi İpek yolu üzerinde bulunan Buhara bir başka deyim ile “İslam’ın kubbesi “ diye anılır.

Medrese, Cami ve türbeleri ile meşhurdur
Özbekistan sınırları içinde bulunan Buhara şehri, Şah-ı Nakşibend hazretlerini bünyesinde barındırır.
Muhammed Bahaeddin Şah-ı Nakşibend hazretleri (1317-1389) Hazreti Ebu Bekir R.A den gelen Tarikat-i Aliye’de yeni bir düzenleme yaparak tarikat ta gizli zikir prensibini benimsemiştir.
Halvet der encümen (kişi insanlarla beraber, kalp ise Allah ile) metodunu benimsemiş ve tarikatı bu sistem üzerine oturtmuştur
Maveraünnehir den 10. İle 13. Yüzyılda arasında büyük göç dalgası yaşamış
Moğol istilası, iklim şartları, siyasi baskılar; Türk boylarını yeni yurt aramaya yönlendirmiştir. Yeni göç hareketleri ile Horasan, Kafkasya, İran ve Anadolu’ya büyük ölçüde Türk nüfusu yerleşmiştir.
Özellikle bir Rum diyarı olan Anadolu’nun İslamlaşmasını sağlayan göçler, Malazgirt’in habercisi ve Anadolu’nun İslam medeniyet merkezi haline gelmesinin temel taşı olmuştur.
Semerkant’ta Buhara’dan sonra ikinci uğrak yerimiz oldu.

Geçmişi yad etmek, Atalar yurdunu ziyaret etmek, büyük velilerden bir nefes istifade etmek yani “Sıla ı Rahim” yapmak çok önemlidir.
Bu duyguları yaşamak isteyen her gönül ehli Müslümanı bu Ata yurdu topraklar can ü gönülden beklemektedir.
Maveraünnehir gerçek sahiplerinin vefasını bekliyor.
Bir zamanlar ilim ve medeniyet beşiği olan bu güzel topraklar, şimdi bizden bir “VEFA” bekleyerek, İslam kültürünü yudumlamak istiyor. İnanmış, eğitim de uzman güzel insanları bağrına basmak istiyor.
Haydi bir Vefa olsun diye gidelim Ata yurtlarına!










