Rum-Yunan ikilisinin Türk düşmanlığı ve bunun üzerinden beslenen gayretleri sonuçsuz kalmaya mahkûm olduğu gib,,i bir sonuç almaları da mümkün değil.
Kıbrıslı Türklere yönelik Rum-Yunan ikilisinin geçmişte yaptıklarının hafızalarda canlı tutulması geçmişte Kıbrıslı Türklere yönelik sistematik yok etme politikası uygulayan Rum-Yunan ikilisinin, gelecekte de Türklere yönelik kin ve nefretlerinden vazgeçmeyeceğinin en büyük delili, bu askerlerin itirafıdır.

Ayrıca
RUM PAPAZLARIN TÜRK BAYRAKLARINA ATIŞ YAPTIĞINA DAİR BİLGİLER ALIYORUZ”
UBP Milletvekili Zorlu Töre de Rum yönetiminin, Yunanistan ve İsrail ile kurduğu askeri iş birliklerinin yarattığı özgüvenle ırkçı söylemleri bir devlet politikası haline getirdiğine dikkati çekerek, "Kıbrıs'ın güneyinden Rum papazların Türk bayraklarına atış yaptığına dair bilgiler alıyoruz. Türk karşıtlığı pompalanıyor ve ırkçı bir zihniyet besleniyor. Bu durum karşısında her zaman teyakkuz halinde olmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.
Yaşanan itiraf bugün olup bitmiş bir şey değil. Devamlılık gösteren bir ırkçılık ve Türk düşmanlığının açık göstergesidir.
Bu ırkçı duruma karşı hafızalarımızı tazelemek gerekiyor
Mart 1821 tarihinde Mora Yarımadası'nda başlayan ayaklanma, kısa sürede tüm bölgeyi sardı. İsyancı Rum gruplar, bölgede tek bir Türk kalmayana kadar savaşacaklarını ilan etti. Tripoliçe gibi önemli merkezlerin düşmesiyle yaklaşık 40 bin Türk ve Müslüman sivil hayatını kaybetti. Kalelerde aylarca açlık ve kuşatma altında direnenler, şartların ağırlaşmasıyla teslim olmak zorunda kaldı ancak birçoğu katledildi.
Batı Anadolu'daki Yunan işgali sırasında (1919-1922) Yunan ordusu ve yerli Rum çeteleri; sivil halka yönelik sistematik katliamlar, işkenceler, tecavüzler ve geniş çaplı yağma hareketleri gerçekleştirmiştir. Özellikle geri çekilirken uygulanan "yakıp yıkma" taktiğiyle yüz binlerce ev ile cami kül edilmiş; bölgede ağır bir insani ve ekonomik yıkım yaşanmıştır.
Sonuç olarak.!
Bunları hatırlamak hatırlatmak görevdir.!










