Bekin, sert ifadelerle yüklendiği parti yönetimine adeta vesayet ve dava şuurundan sapma uyarısında bulundu.
Milli Görüş hareketinin en kıdemli hafızalarından biri olan Doğan Bekin’in kararı, Yeniden Refah Partisi bünyesinde derin bir çatlağı ve ilkeler tartışmasını gündemin üst sıralarına taşıdı.
BİR ÖMÜRLÜK MİLLİ GÖRÜŞ HAFIZASI VE SADAKAT
Siyasetteki kimliğinin yanı sıra gazeteci, yazar ve dış politika uzmanı yönüyle tanınan Doğan Bekin; 1957 yılında Mardin’de doğdu. Eğitimini Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü ve Anadolu Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra dil, edebiyat ve tarih alanındaki birikimiyle öne çıktı. Mardin’in kadim tarihine ışık tutan araştırmaları ve eserleriyle tanınan Bekin; Refah Partisi MKYK üyeliği, Saadet Partisi GİK üyeliği ve Prof. Dr. Necmettin Erbakan Vakfı Genel Sekreterliği gibi görevlerde bulundu. Merhum Necmettin Erbakan ve Fehim Adak’ın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olarak Milli Görüş davalarının ve 28 Şubat sürecinin en yakın tanıkları arasında yer aldı.
Kameraların karşısına kararlı bir duruşla çıkan Doğan Bekin, sözlerine çeyrek asrı aşan siyasi birikimine ve köklerine vurgu yaparak başladı:
“Hayatımın en zor, en ağır konuşmalarından birini yapıyorum. Ben Milli Görüş geleneği ve fidanlığının içinde yetiştim. Merhum Liderimiz, Başbakanımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızın ve merhum Fehim Adak beyefendinin rahlesi dibinde, dizinin dibinde uzun yıllar bu kutsal davaya ve milletimize hizmet etme onuruna eriştim. Bizim gayemiz hiçbir zaman makam, mevki veya ikbal peşinde koşmak olmadı; gayemiz ‘Adil Düzen’ bayrağını dalgalandırmak ve mazlumların gür sesi olmaktır.”
"28 ŞUBAT’IN ZİHNİYETİ BURADA BARINAMAZ"
İstifa kararının arkasındaki en temel sebebi açıklayan Bekin, Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç’ın geçmişte kaleme aldığı kitapları ve 28 Şubat sürecine dair ifadelerini son derece sert bir dille eleştirdi. Toplantı salonunda bahse konu eserleri basın mensuplarına gösteren Bekin, şu açıklamaları yaptı:
“Muhterem Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan 28 Şubat’ın faili değil; o karanlık dönemin en büyük mağduru, mazlumu ve kahramanıdır. Tarihe ‘Mücahit Başbakan’ olarak kazınan Erbakan Hocamıza ve Milli Görüş sevdalılarına yönelik ağır ithamların altına imza atmış bir anlayışın, 28 Şubat’ın yıl dönümünde getirilip partimizin vitrinine yerleştirilmesini ne vicdanım ne de dava şuurum kabul eder.”
Bekin, davanın vizyonunun gölgelenmesine izin vermeyeceğini belirterek uyarısını daha da sertleştirdi:
“Yeniden Refah Partisi, FETÖ’nün ya da geçmişin şaibeli odaklarının bekleme salonu, barınma limanı olamaz! Sayın Genel Başkanımızın gereğini yaparak bu zevatı derhal partiden uzaklaştırması, azletmesi Millî Görüşçülerin en doğal hakkıdır.”
"SESSİZ KALINDI, FATİH ERBAKAN'IN İSTEĞİ ÜZERİNE İSTİFA ETTİM"
Sorunu öncelikle parti içi mekanizmalarda çözmeye çalıştığını fakat uyarılarının karşılıksız kaldığını belirten Bekin, istifa sürecinin perde arkasını şu sözlerle dile getirdi:
“Başkanlık Divanı toplantımızda bu konuyu açıkça dile getirdim. Söz konusu şahsın Milli Görüş camiasından ve teşkilatlarımızdan helallik isteyip özür dilemesi gerektiğini söyledim. Ancak ne yazık ki ‘özür dileyecek bir şey yok’ yanıtıyla karşılaştık. Sayın Genel Başkanın ve divanın bu duruma göz yumması, sessiz kalması içimizi sızlatmıştır.”
“Bana büyük bir acı verse de ilkeli duruşumun bir gereği olarak ve sırf Genel Başkanımız Sayın Fatih Erbakan’ın talebi doğrultusunda Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcılığı ve MKYK üyeliğinden istifa ediyorum.”
117 BİN 500 SEÇMENİN EMANETİ VE GELECEK PLANI
Basın mensuplarının "Partiden tamamen ayrılacak mısınız?" ve AK Parti’ye geçiş iddialarına ilişkin sorularını da yanıtlayan Doğan Bekin, siyasi geleceğine halkla ve teşkilatla istişare ederek yön vereceğini söyledi:
“Benim ardımda bana inanan, gece gündüz demeden, evine bir lokma ekmek götürmekte zorlanırken bu davaya bayrak taşıyan 117 bin 500 seçmenimin alın teri var. Onların ve fedakâr teşkilat mensuplarımızın fikrini almadan tek başıma aceleci bir karar almam. Süreci vakarla takip edeceğiz.”
“Şu an itibarıyla Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili olarak Meclis'teki görevime ve mücadeleme devam edeceğim. Ömrüm boyunca Milli Görüş çizgisinde yürüdüm, son nefesime kadar da Milli Görüşçü kalmaya devam edeceğim. Bizi kimse yolumuzdan döndüremez.”









