Ülkesi yanıyor ölü sayısı bini aştı hiç önemli değil, önemli olan Türklerin ve Müslümanların aleyhine ne yaparız nerden vurabiliriz kafa bu.!
Türklerin tarihinde zülüm hiç olmamış aksine…
Fatih Sultan Mehmet 1460 yılında Mora’yı da Osmanlı topraklarına kattığı zaman ele geçirilen her yerde olduğu gibi Mora da Müslüman ailelerin akınına, uğradı. Aileler Mora’ya yerleşti, bölgeyi vatan edinip imar etti.
Türk hakimiyeti döneminde, hiç kimse dinine, milliyetine, ırkına göre muamele görmedi. Ayırım yapmaksızın herkese hizmet veren binlerce vakıf eseri oluşturuldu. Günümüzde bu eserlerden ne yazık ki çok azı ayakta kalabildi. Çünkü silinmek istenen Türk iziydiler, yıkıldılar, yakıldılar, yok edildiler. Mora da katliam oldu. Ama kim yaptı kim yaptırdı yorumsuz yazıyorum.!
İsyan nasıl başladı?
1821 Mora isyanı başlamadan önce Mora’da Türkler, Yunanlılar ve Yahudiler iç içe yaşıyordu. Yan yanaydılar, komşuydular. Birlikte ekiyor, birbirlerinden alışveriş yapıyorlardı. Hiç kimse bir gün gelip de komşusunun kendisini öldürmek için kapısına dayanacağını tahmin etmemişti. Bu nedenle saldırıya uğrayan veya kuşatma altında kalan Müslümanlar, başlarına böyle bir şey gelmesini hiç beklemiyorlardı, hazırlıksızdılar
Prof. Dr. Ali Fuat Örenç, isyan sürecinden şöyle bahsediyor:
“Mora’nın Pindus ve Olimpus dağlık bölgelerinde yaşayan, merkezi otoriteyle sınırlı ölçüde tanışmış Hıristiyan Kleft gurupların isyanda çok önemli etkisi oldu. Rum isyancılar ayrım yapmadan bütün Müslüman köylerini yağmalayıp, Türkleri katletmeye başladı. Ağızdan ağza Mora’da ve dünyada hiçbir Türk’ün kalmayacağı dolaşıyor, bir kökten yok etme savaşının başlangıcını ilan eden şarkılar söyleniyordu.”
Kentte bulunan Avrupalı gönüllülerden Kotsch adlı bir Alman subayın anlattıkları:
“Türklerle ilişki kurduğu sanılan bir Rum papazı işkence ile öldürülmüştü. Kentten kaçmaya çalışan bir Musevi, büsbütün soyularak, organları kesilmiş; o durumda kentte dolaştırıldıktan sonra asılmıştı. Öldürülmeyenler 10-15 adet Rum eşkıya tekneleri ile Kuşadası ve İzmir taraflarına nakledildiler. Bu göçmenlerden bir kısmı Anadolu’ya geldiklerinde uzun süre açlık çektiklerinden, yemek yer yemez ölmeye başladı.”
Ünlü İngiliz yazar William St. Clair, Mora’daki Rum katliamlarını şu çarpıcı cümlelerle anlatıyor:
“Dünyanın haberi olmadan yok edildiler. 20 bini aşkın Türk erkek, kadın ve çocuk birkaç hafta süren boğazlamalar sırasında Rum komşuları tarafından katledildiler. Onlar kasten ve vicdan azabı duyulmadan öldürüldüler.”
Dionysios Solomos. Solomos, 1823’te kaleme aldığı şiirinde Yunanların Osmanlıya başlattığı isyanı anlatıyor.
Şiir özgürlük için Türklerin katledilişini meşrulaştırmaya çalışıyor. Solomos, bugünkü Yunan marşının temellerini oluşturan şiirinde Türkleri adil olmayan millet olarak tanımlıyor ve öldürülmeleri gerektiğini savunuyor.
158 kıtalık şiirde, Mora sancağının merkezi olan Tripoliçe'de Türklere yapılan katliam şöyle anlatılıyor:
"...Derin okyanusu
İşte böyle uğuldasın isterdim
Ve dalgasında boğulsun
Her Türk tohumu
Neden muharebe yavaşladı bi an?
Neden az kan? …”
Yorum sizin.!










