Ana Sayfa

Komşusu Yaptı, Mardin Planda Kaldı! Turizmde 'Urfa' Modeli Ve Mardin'in Kaçan Fırsatları

YAŞAM

Mezopotamya’nın iki kadim kenti arasındaki turizm rekabetinde Şanlıurfa kurumsallaşma, idari irade ve altyapı hamleleriyle öne geçerken; Mardin, 2025-2030 master planındaki vizyon projeleri hayata geçirecek ortak akıl ve icra mekanizmasını henüz devreye sokamadı.



Tarihi, kültürü, çok dinli ve çok dilli sosyal dokusuyla dünya mirasının en özgün merkezlerinden biri olan Mardin, turizm stratejilerini gerçeğe dönüştürme konusunda komşusu Şanlıurfa’nın gerisinde kalıyor. İki kentin turizm master planları ve uygulama pratikleri karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo, Mardin’in acilen "kağıt üstündeki planlardan sahadaki icraata" geçmesi gerektiğini gösteriyor.
KÂĞIT ÜSTÜNDE KALAN VİZYON: PLAN VAR, İCRAAT YOK!
Mardin, Kapadokya Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan, bilimsel metotlara dayalı ve son derece vizyoner bir Mardin Turizm Master Planı (2025-2030) dokümanına sahip. Bu plan; kentin ortalama kalış süresini 1,76 günden 1,90 güne çıkarmayı, 2030 yılına kadar yerli ve yabancı turist sayısını artırarak kent ekonomisine milyonlarca dolarlık girdi sağlamayı hedefleyen harika bir yol haritası sunuyor. Ancak en iyi plan, uygulanan plandır. 
Mardin’in planı felsefi olarak derin, koruma-kullanma dengesini gözeten muazzam bir metin olsa da uygulamada kelimenin tam anlamıyla sınıfta kalmıştır. Planın kalbi ve motor gücü olarak tasarlanan Destinasyon Yönetim Örgütü (DYÖ) modeli henüz kurulamamış, kağıt üzerindeki projeleri sahaya indirecek bir yönetim iradesi gösterilememiştir. 

URFA NASIL BAŞARDI?
MARDİNLİ VALİ ABDULLAH ERİN VE MEHMET UNCU İMZASIYLA GELEN İRONİ!

Komşu Şanlıurfa, turizm stratejisini sadece bir planlama raporu olarak rafa kaldırmadı; planı hayata geçirecek kurumsal mekanizmayı, güçlü bir idari irade ve profesyonel bir kadroyla kurdu. İşin en çarpıcı ve düşündürücü yanı ise bu başarının arkasındaki en temel aktörün aslen Mardinli olan o dönemin Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin olmasıdır.
Vali Erin, kendi doğduğu toprakların değil ama görev yaptığı Şanlıurfa'nın turizm kaderini değiştirecek bir idari kararlılık gösterdi. Kentteki bürokratik dağınıklığı bitirmek adına valilik, büyükşehir belediyesi, ticaret odası ve Karacadağ Kalkınma Ajansı’nı tek bir masada topladı. Bu stratejik ortaklığın meyvesi olarak Türkiye'de bir ilk olan "Şanlıurfa Turizmi Geliştirme A.Ş." modeli hayata geçirildi.
Bu modelin ve milyonlarca avroluk AB destekli turizm projelerinin mutfağında ise Karacadağ Kalkınma Ajansı ve dönemin vizyoner Proje Koordinatörü Mehmet Uncu yer aldı. Mehmet Uncu koordinasyonundaki uzman ekip, master plan hedeflerini sahadaki yatırımlara dönüştürerek:
Göbeklitepe ve Taş Tepeler projesini küresel birer markaya dönüştürdü.
Üç dilde yayın yapan "VisitUrfa" mobil uygulaması ve portalıyla dijital destinasyon yönetimini kusursuz sağladı.
Uluslararası fonları tek bir icraat merkezinden yöneterek tarihi alanların restorasyonunu ve canlandırılmasını hızla tamamladı.
Şanlıurfa; aslen Mardinli olan bir valinin liderliği ve profesyonel proje ekiplerinin koordinasyonuyla turizm pastasının aslan payını kaparken; Mardin kendi öz evlatlarının vizyonundan ve Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) gibi kurumların koordinasyon gücünden yararlanamayarak bu büyük yürüyüşü sadece izlemekle yetindi.

MARDİN İÇİN ELEŞTİRİ OKLARI: KRONİKLEŞEN SORUNLAR VE İHMALLER
Mardin’in turizmdeki durağanlığı ve master plan hedeflerine ulaşamaması, kent yönetimindeki vizyon eksikliğini ve koordinasyonsuzluğu gözler önüne seriyor. İşte kentin önünü tıkayan açık ihmaller ve eleştiri okları:
 Ortak Akıl ve İcra Kurulu Eksikliği
Mardin’de yerel yönetimler, kamu kurumları, üniversite, DİKA ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasındaki dağınık yapı bir türlü aşılamıyor. Her kurumun kendi bütçesiyle, birbirinden habersiz ve koordinasyonsuz adımlar atması, master plandaki bütüncül vizyonu parçalıyor. Planın anahtarı olan Destinasyon Yönetim Örgütü'nün (DYÖ) kurulmaması, kenti başsız bir destinasyon konumuna düşürüyor. Şanlıurfa'da Vali Erin ve ekibinin sağladığı "tek elden icraat" modeli Mardin'de bir türlü kurulamıyor. 

 Birinci Cadde’nin Bitmeyen Trafik ve Altyapı Çilesi
Master plandaki Eski Mardin’in altyapı ve taşıma kapasitesi sorunları görmezden geliniyor. Otopark aktarma merkezleri ve elektrikli ring araçları sistemi kurulamadığı için Birinci Cadde, özellikle turizm sezonunda tam bir trafik felaketine sahne oluyor. Kamusal alanlardaki tuvalet, hijyen ve çevre düzenlemesi eksiklikleri, gelen misafirleri ağırlamaktan uzak bir profil çiziyor.
Arkeolojik Değerlerin Üvey Evlat Muamelesi Görmesi
Şanlıurfa, Karahantepe ve Göbeklitepe ile dünyayı kendine hayran bırakıp Mehmet Uncu koordinasyonunda küresel lansmanlar yaparken; Mardin, insanlık tarihinin en eski yerleşimlerinden biri olan Boncuklu Tarla'yı ve Doğu Roma'nın muazzam mirası Dara Antik Kenti'ni bir türlü hak ettiği "ArkeoPark" vizyonuna kavuşturamadı. Planda yer alan gece müzeciliği ve ışıklandırma projeleri hayata geçirilemediği için bu dünya mirasları günübirlik turların ötesine geçemiyor. 
Gastronomi ve El Sanatlarında Markalaşma Tembelliği
"GastroMardin" projesiyle kadın kooperatiflerini ve yerel üreticileri destekleyecek, Slow Food ilkelerine dayalı deneyimsel mutfak rotaları planda kalırken, komşu iller gastronomi turizminde milyarlarca liralık ciroya ulaşıyor. Mardin'in simgesi olan Telkâri zanaatını koruyacak "Living Lab" (Yaşayan Laboratuvar) ve usta-çırak fonları devreye sokulmadığı için tarihi çarşılar niteliksiz hediyelik eşyaların istilasına uğruyor.
 Denetimsizlik ve Rehberlik Kaosu
Kente gelen ziyaretçilerin en çok şikâyet ettiği konuların başında gelen hanutçuluk, kaçak rehberlik ve fahiş fiyat uygulamalarına karşı master planda öngörülen sıkı denetim mekanizmaları kurulmadı. Bu durum, Mardin'in yıllar içinde inşa ettiği "güvenli ve mistik kent" imajına ciddi zararlar veriyor.

ZAMAN DARALIYOR, 2030 HEDEFLERİ RİSKTEDİR!
Mardin Turizm Master Planı (2025-2030), kentin önümüzdeki yılları adına hayati bir reçetedir. Ancak bu reçete uygulanmadığı sürece hastanın iyileşmesi mümkün değildir. 
Şanlıurfa'da bir Mardinli bürokrat olan Abdullah Erin, Karacadağ Kalkınma Ajansı ve Mehmet Uncu gibi isimlerin el ele vererek yazdığı başarı hikâyesi ortadayken, Mardin’in kendi içindeki bürokratik dağınıklığı, "ben yaptım oldu" anlayışını ve kurumsal çekişmeleri bir kenara bırakması şarttır. Mardin’in UNESCO kalıcı listesine girmesi, turizmi 12 aya yayması ve kültürel çoğulculuğunu koruyarak ekonomik bir değere dönüştürmesi için acilen Destinasyon Yönetim Örgütü kurulmalı, bütçeler birleştirilmeli ve icraat dönemi başlatılmalıdır. Aksi takdirde Mardin, sadece "potansiyeli olan ama bunu kullanamayan" bir hikâye olarak kalmaya mahkûm olacaktır.