Mektupta, sabahın erken saatlerinde kurulan çadırlardan gece yarısına kadar süren çalışmalara, köy halkıyla kurulan gönül bağından kurumların sahadaki dayanışmasına kadar tüm süreç bir öğrencinin gözünden aktarıldı.
"O Saat Kimin Unvanı Ne Diye Bakılmıyordu"
Mektubunda sabah saat altı buçukta hava henüz aydınlanmadan başlayan hazırlıkları anlatan öğrenci, hiyerarşinin yerini tamamen imece usulüne bıraktığı bir çalışma ortamı yaşandığını belirtti. Çadırların kurulması, masaların taşınması ve stantların hazırlanması sürecinde Rektör Erenoğlu başta olmak üzere, koordinatör Özgür Hoca, Müge Hoca ve Zafer Abi gibi isimlerin öğrencilerle omuz omuza çalıştığını vurgulayan öğrenci, şu ifadeleri kullandı:
"O saatte kimin unvanı ne, kimin görevi nerede diye bakılmıyordu. Çadır kurulmadan içeride sağlık taraması yapılamazdı. Sandalye taşınmadan kahvede ders başlayamazdı. Müge hocamızın 'Burada hiçbirimizin unvanı yok, birlikte başaracağız' sözünü duyunca sabah taşıdığımız masaların bile başka bir anlamı oldu."
Bakanlık Desteği ve Çanakkale Sevgisi
Başlangıçta projenin zorluğuna dikkat çekenlerin olduğunu ancak Rektör Erenoğlu’nun projeyi İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’a götürmesi ve Bakanlık bünyesindeki Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün desteğinin alınmasıyla ekimdeki heyecanın büyüdüğünü belirten öğrenci, Çanakkale sevgisinin bu sahada farklı bir boyut kazandığını ifade etti. Çanakkaleli olan Bülent Turan’ın desteğiyle moral bulan ekibin, köy yolunda selam veren insanlarla birlikte projenin sahiplenildiğini gördüğü aktarıldı.
Köy Kahvesinden Dersliğe: Devlet ve Millet Aynı Meydanda
Günün ilerleyen saatlerinde Çıplak Köy ve çevre köylerden gelen vatandaşlarla meydanın dolduğunu belirten mektupta, köy kahvesinde gerçekleştirilen buluşmalara geniş yer verildi:
Tarım ve Üretim: Akademisyenlerin, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin ve ziraat uzmanlarının üreticilerle buluştuğu; bitki hastalıkları, hayvan sağlığı ve kooperatifçiliğin konuşulduğu belirtildi. Rektör Yardımcısı Arda Hoca ve Engin Hoca’nın çiftçilerle uzun sohbenler ettiği aktarıldı.
Sağlık Taramaları: İl Sağlık Müdürlüğü ve üniversite sağlık ekiplerinin genel sağlık, kanser taraması, erken tanı ve diş sağlığı kontrolleri gerçekleştirdiği kaydedildi.
Kamu Kurumları Sahada: AFAD, Jandarma, Orman Bölge Müdürlüğü ve Kızılay’ın bilgilendirme ve ilk yardım eğitimleriyle sahada yer aldığı; Kızılay İl Müdürü Adem Abi’nin çay ve ikramlarıyla ekiplere destek olduğu ifade edildi.
"Köye Can Geldi, Yine Gelin"
Mektupta gündüz kuşağında çocuklar için deneyler, model uçaklar, resim ve seramik atölyeleri düzenlenirken; kırsal gastronomi kapsamında keşkek ikram edildiği, akşam ise sahne gösterileri ve açık hava sinemasıyla günün tamamlandığı aktarıldı. Köylülerin "Köye can geldi" ve "Allah razı olsun, yine gelin" sözlerinin tüm yorgunluğu unutturduğu vurgulandı.
"Çadır İpinin Ucunda Hepimizin Payı Vardı"
Projenin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde "İyi Uygulama Örneği" olarak gösterilmesine ilişkin haberleri okuduğunda aklına ilk olarak makam veya törenlerin değil, sabah karanlığında tuttukları çadır ipinin geldiğini belirten öğrenci, mektubunu şu sözlerle tamamladı:
"Bülent Turan’ın ve Bakanlığın desteği, rektör hocamızın inancı, hocalarımızın, kurum çalışanlarının, muhtarların ve köylülerin emeği birleşince o ipin ucunda hepimizin payı vardı. Çıplak Köy’den ayrılırken kulağımda 'Yine gelin' sözü, içimde tanıdığım insanların sıcaklığı kaldı. En yakın zamanda Çanakkale’nin başka bir ilçesinde, başka bir köyün kapısını çalacağız.”
İşte o mektup