Ana Sayfa

Artık “Gurbetçi” Değil; Avrupa’nın Zirvesindeki Avrupalı Türkler

YAŞAM

Bir kelime, bazen bir ömrün emeğini gölgeleyebilir. Yıllardır Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk için kullanılan “gurbetçi” ifadesi de artık tam olarak böyledir.



Çünkü gurbet, geçiciliği ifade eder; oysa Avrupa’daki Türklerin hikâyesi geçici değil, kalıcıdır. Onlar artık misafir değil, yaşadıkları ülkelerin ekonomisini büyüten, istihdam üreten, vergi veren, yatırım yapan ve başarılarıyla zirveyi ev sahipleriyle paylaşan Avrupalı Türklerdir.

Bugün Avrupa’nın dört bir yanında üçüncü, dördüncü, hatta beşinci kuşak Türkler yaşamaktadır. Berlin’de doğmuş, Rotterdam’da eğitim almış, Brüksel’de şirket kurmuş, Paris’te marka oluşturmuş, Viyana’da binlerce insana iş vermiş insanlara hâlâ “gurbetçi” demek, hem tarihe hem de bugünün gerçeklerine sırt çevirmektir.

Avrupa’daki Türk iş insanlarının başarı hikâyeleri, yalnızca ekonomik bir yükselişin değil; sabrın, mücadelenin ve azmin de hikâyesidir. Çoğu zaman yabancı soyadlarıyla önyargıları aşmak zorunda kaldılar. Aynı başarıyı elde edebilmek için çoğu kez başkalarından daha fazla çalıştılar, daha fazla mücadele ettiler ve kendilerini defalarca ispat etmek zorunda bırakıldılar.

Ancak onlar hiçbir zaman mağduriyetin arkasına sığınmadılar. Ürettiler, yatırım yaptılar, risk aldılar ve bulundukları ülkelerin refahına katkı sundular. Bugün Avrupa’nın birçok sektöründe Türk girişimciler sadece ekonomik aktör değil; değişimin ve kalkınmanın da önemli temsilcileri hâline geldi.

Türklerin bu hızlı uyum kabiliyeti tesadüf değildir. Tarih boyunca farklı coğrafyalarda devlet kurmuş, farklı kültürlerle temas etmiş bir millet olarak değişime ayak uydurmayı başarmışlardır. Köklerinden kopmadan yaşadıkları topluma değer katabilmeleri, belki de tarihimizden miras kalan göçebe ruhunun en güçlü yansımalarından biridir. Bu ruh, kimliğini kaybetmeden yeni ufuklara yürüyebilme cesaretidir.