Günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen vertigo, özellikle ani başlayan dönme hissi, mide bulantısı ve denge kaybı gibi şikâyetlerle kendini gösterebilir. Vertigonun tek başına bir hastalık değil, farklı sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişebilen bir belirti olduğu unutulmamalıdır.
Odyoloji alanında çalışmalarını sürdüren Dr. Ody. Emel Uğur, vertigo şikâyetlerinin doğru değerlendirilmesinde denge sisteminin ayrıntılı incelenmesinin önemine dikkat çekmektedir. Özellikle tekrarlayan baş dönmesi ataklarının nedeninin belirlenmesi, uygun tedavi ve rehabilitasyon sürecinin planlanmasında önemli rol oynamaktadır.
İnsan vücudunun denge sistemi; iç kulak, gözler, kaslar, eklemler ve merkezi sinir sisteminin koordineli çalışmasıyla işlevini sürdürür. Bu yapılardan gelen bilgilerin birbiriyle uyumsuz olması, kişinin hareket etmediği hâlde dönüyormuş gibi hissetmesine yol açabilir.
Vertigonun yaygın nedenlerinden biri, iç kulakta bulunan kalsiyum karbonat kristallerinin normal konumlarından ayrılarak yarım daire kanallarına geçmesidir. Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) olarak adlandırılan bu durum, özellikle baş hareketleri sırasında kısa süreli ve yoğun dönme hissine neden olabilir.
Vestibüler migren, Ménière hastalığı, vestibüler nörit ve bazı merkezi sinir sistemi hastalıkları da vertigo şikâyetlerinin ortaya çıkmasında etkili olabilir.
Vertigo belirtileri, altta yatan nedene ve denge sistemindeki etkilenmenin derecesine göre değişiklik gösterebilir.
En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
Belirtilerin süresi de tanı açısından önemli ipuçları verir. Bazı hastalarda vertigo atakları birkaç saniye sürerken diğerlerinde dakikalar, saatler veya daha uzun süre devam edebilir.
Her baş dönmesi iç kulaktan kaynaklanmaz. Özellikle ani gelişen şiddetli baş dönmesine konuşma bozukluğu, çift görme, kol veya bacakta güçsüzlük, belirgin yürüme güçlüğü ya da ani ve alışılmadık şiddette baş ağrısı eşlik ediyorsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.
Bunun yanında vertigoyla birlikte ortaya çıkan ani işitme kaybı da gecikmeden değerlendirilmesi gereken önemli bir belirtidir.
Şikâyetlerin ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve hangi hareketlerle ortaya çıktığı, doğru tanıya ulaşılmasını kolaylaştırır.
Vertigo tanısında ayrıntılı hasta öyküsü ve klinik değerlendirme temel basamakları oluşturur. Gerekli durumlarda odyolojik incelemeler ve vestibüler sistem testlerinden yararlanılır.
Videonistagmografi (VNG), video head impulse test (vHIT) ve vestibüler uyarılmış miyojenik potansiyeller (VEMP), uygun hastalarda denge sisteminin farklı bölümleri hakkında bilgi sağlayabilir.
Pozisyonel vertigodan şüphelenildiğinde ise Dix-Hallpike gibi özel pozisyon testleri uygulanabilir.
Vertigo tedavisi, şikâyetin nedenine göre belirlenir. Kristal kaymasına bağlı vertigoda uygun yeniden konumlandırma manevraları etkili olabilirken vestibüler sistemde fonksiyon kaybı bulunan hastalarda vestibüler rehabilitasyon programlarından yararlanılabilir.
Bazı hastalarda ilaç tedavisi veya altta yatan hastalığa yönelik farklı tıbbi yaklaşımlar gerekebilir.
Vertigo belirtilerinin hafife alınmaması, özellikle tekrarlayan ataklarda ayrıntılı değerlendirme yapılması önemlidir. Erken dönemde gerçekleştirilen uygun incelemeler, hastaların günlük yaşamlarını etkileyen denge sorunlarının kontrol altına alınmasına ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir.