Mardin turizmi bugün Venedik ve Kudüs gibi dünya çapındaki tarihî destinasyonlarla birlikte anılıyorsa bu başarının arkasında, kentin zor zamanlarında taşın altına elini değil, tüm gövdesini koyan vizyoner girişimciler yatıyor. O isimlerin başında da doğup büyüdüğü topraklara olan sevdasıyla tanınan, Bilen Otel ve Zemheri konseptinin mimarı Ali Bilen geliyor.
Dedesinin Kabala, ninesinin ise Yeşilli kökenli olduğunu gururla vurgulayan Bilen; nakliyecilikten otelciliğe, Yeşilçam yapımcılarını ikna etme mücadelesinden dağları oyarak oluşturduğu devasa turizm kompleksine uzanan sıra dışı hayat hikâyesini ve Mardin turizminin dünüyle bugününü tüm açıklığıyla paylaştı.
MİSAFİR MAĞDUR OLMASIN DİYE BAŞLAYAN OTELCİLİK SERÜVENİ
Ali Bilen’in otelcilik yolculuğu aslında tamamen misafirperverlik anlayışıyla başladı. Turgut Özal döneminde resmî ithalat, ihracat ve nakliye işleriyle uğraştığı yıllarda, yurt dışından gelen iş ortaklarını ağırlamak en büyük meselelerinden biri hâline gelmişti.
O dönem Mardin’in ilk asansörlü yapısı olan meşhur Bayraktar Oteli’nde konaklayan yabancı konukların, “Keşke senin evinde kalsaydık, otelde rahat edemedik.” demesi üzerine radikal bir karar alan Bilen, kente tam donanımlı, üç yıldızlı bir otel kazandırmak için kolları sıvadı. O dönemi anlatırken çevresinin tepkisini tebessümle hatırlıyor:
“Ben otel yapacağım deyince ailem dâhil herkes tepki gösterdi. ‘Bu adam manyak mı, Mardin’de kim otelde kalır?’ dediler. O dönem Dışişleri Bakanı olan hemşehrimiz Sayın Abdulkadir Aksu’ya gittim. Bana Ankara’da Kayhan Mühendislik’in adresini verdi. ‘Yıldızlı yapacağım ama normal belediye oteli değil.’ dedim. 100 günde 45 odalı oteli tamamladık ama ilk beş sene zararına çalıştık. Üçüncü yılda garsonların maaşını çıkarabilsek seviniyorduk.”
“HER ŞEY BENDEN, YETER Kİ GELİN!” — YEŞİLÇAM İLE ALGIYI DEĞİŞTİREN HAMLE
Otel boş, şehir ise o dönemdeki güvenlik algısı nedeniyle turist çekmekte zorlanıyordu. Bu gidişatı değiştirmek isteyen Ali Bilen, İstanbul’un Yeşilçam çevrelerinin yolunu tutarak Beşik Kertmesi dizisinin ekibiyle görüştü. Yetmiş kişilik ekibe, “Yeme, içme, figüran, araç gereç; hepsi benden. Yeter ki Mardin’e gelin.” diyerek onları ikna etti. Ekip, Midyat çıkışındaki Süryani köyü Aynvert’te (Gölcük) çekimlere başladı.
“Sabah götürür, akşam otele döndürürdük. Onlar öyle bir reklam yaptı ki… Ekranı görenler, ‘Allah Allah, Mardin’de terör yokmuş, olsaydı bu ünlü sanatçılar gitmezdi.’ diyerek gelmeye başladılar. Ardından Sibel Can’ın Berivan dizisinin kadrosu geldi. Talep patlayınca otele 60 oda daha ilave ettim.”
TERK EDİLMİŞ KÖYÜ İHYA EDEN FİLM SETİ: “BÜYÜ”
Ali Bilen, yapımcılığını Faruk Aksoy’un üstlendiği Büyü Korku filminin çekimleri sırasında ise Savur’un sapa ve terk edilmiş bir köyünün kaderini değiştirdi. Köy muhtarıyla yaptığı anlaşmayı şöyle aktarıyor:
“Muhtara, ‘Sana para vermek yerine bir jeneratör getireyim, çekim bitince de köye elektrik direkleri dikelim.’ dedim. Valimizden ağaç direkleri aldık, diktik. Terör nedeniyle 15-20 yıldır boş kalmış, kuyuları çamur dolmuş köye Savur Kaymakamı’nın gönderdiği dozerlerle girdik. 20 gün boyunca kuyuları temizledik. Çöken okul çatısını da yapımcıya tamir ettirdik. Muhtar, ‘Ali Abi, bu köy artık senindir.’ dedi. Biz Mardin’i tanıtmak için bu fedakârlıkları yaptık.”
BİR YAŞAM KOMPLEKSİNİN DOĞUŞU: BENZİNLİK, OKUL, DÜĞÜN SALONLARI VE HAVUZ
İlerleyen yıllarda kardeşleriyle mülk paylaşımı yapan Ali Bilen, kentin gelişimi için Dargeçit yolu üzerinde 1,5-2 dönümlük bir arsa topladı. Hemşehrisi mimar Hakan Fındıkçı’yı Ankara’dan çağırarak alanı, belediye müdahalesine kapalı özel bir “Turizm Tesis Alanı” hâline getirdi. Alanın dönüşümü adım adım şöyle gerçekleşti:
Petrol istasyonu: Irak’la yürüttüğü ithalat ve ihracat işleri döneminden dostu olan Cemal Kadooğlu ve Tarkan Kadooğlu ile anlaşarak Kadoil benzin istasyonunu kurdu.
Restoran ve ilk düğün salonu: İstasyonun arkasına bir eğlence mekânı ve restoran, üst katına ise bir düğün salonu inşa edildi.
Özel sağlık okulu dönüşümü: Özel bir eğitim firmasının talebi üzerine üst kattaki düğün salonundan 25, alt kattaki bölümden ise 10 sınıf oluşturularak bina sağlık meslek lisesine dönüştürüldü. Söz konusu bina günümüzde Anadolu lisesi olarak hizmet veriyor.
İkinci düğün salonu ve kadınlara özel havuz: Düğün salonu okula dönüştürülünce Bilen, ikinci bir düğün salonu inşa etti. Ardından bölgenin hassasiyetlerini dikkate alarak kadınlara özel ayrı bir yüzme havuzunu tesise kazandırdı.
MARDİN TAŞINI NEVŞEHİR İLHAMİYLA SANATA DÖNÜŞTÜREN MEKÂN: ZEMHERİ
Tesisin son ve en büyük halkası ise Bilen Otel ve ona bağlı Zemheri alanı oldu. Mardinspor’da ikinci başkanlık yaptığı dönemde futbolcuları götürdüğü Nevşehir’in Ürgüp ilçesindeki mağara konseptinden esinlenen Bilen, bu benzersiz yapının oluşum sürecini şöyle anlattı:
“Nevşehir’de insanların mağaralarla nasıl bütünleştiğini görünce konsepti oradan aldım. Geldim, buradaki dağ kazısına tam 15-16 yılımı verdim. Önce taşçılarla başladık, sonra iş makineleri ve Çin’den aldığım 6-7 tonluk mini ekskavatörle odaları tek tek oydum. Midyat’tan Süryani ve Ermeni taş heykeltıraş ustaları getirtip duvarları işledik. Uzak Şehir dizisi dahi gelip bu Zemheri dediğimiz yerde çekim yaptı.”
Adını Arapçada ve yerel kültürde “şiddetli soğuk, dondurucu ayaz” anlamıyla bilinen zemheri kavramından alan mekân, kışın sobalarla ısıtılıyor; yazın ise doğal yapısı sayesinde 20 klima çalışıyormuşçasına serin kalıyor. Şahmaran, Kasımiye ve Zinciriye adlarını taşıyan özel odaları, şelalesi ve sahnesiyle 400 kişiyi ağırlayabilen Zemheri’de Mardin’in simgelerinden Reyhani müziği eşliğinde etkinlikler ve kına geceleri düzenleniyor.
KIZILTEPE’DEN TAŞINAN TOPRAKLA DAĞIN BAŞINDA MEYVE BAHÇELERİ
Ali Bilen’in tesisi yalnızca taştan ibaret değil. Bilen, Kızıltepe Ovası’ndan kamyonlarla verimli toprak taşıyarak kayalık alan üzerinde damla sulama sistemiyle büyük bir meyve bahçesi kurdu. Otelin zeytin, nar, ayva, armut ve kiraz ihtiyacını tamamen bu bahçeden karşılıyor.
MARDİN TURİZMİNE KRİTİK UYARILAR
Röportajda kentin turizm geleceğine ilişkin uyarılarda da bulunan Ali Bilen, Mardin’in Venedik ve Kudüs seviyesinde bir potansiyele sahip olduğunu ancak olgunlaşmadan çok hızlı büyüdüğünü belirterek şu noktalara dikkat çekti:
Fiyat etiği: “Turisti fiyattan, ilgi ve alakadan soğutmamak lazım. ‘Kısa sürede zengin olayım.’ mantığı Mardin’e zarar verir. Yerli ve yabancı turist arasında ayrım yapılmamalıdır.”
Eski Mardin’de ses ve doku kirliliği: “Tarihî Mardin’de cami ve kiliselere yakın yerlerde yüksek sesli müzik yayını yapılması, alkollü mekânların ibadethanelerin ve okulların bitişiğinde yer alması çok yanlış. Yetkililerin buna el atması gerekir.”
Ortak tanıtım projesi: “Eski valimize de önermiştim; kentin otelleri birer iki oda ayırsın. Türkiye’nin dört bir yanından valilikler aracılığıyla ulaşım sağlansın, biz de otelciler olarak para almadan bu insanları misafir edelim. Mardin’i 12 aya yaymalıyız.”
“GELENİ MÜŞTERİ DEĞİL, MİSAFİR GÖRÜYORUZ”
Kapasiteyi 400 yataktan 500 yatağa çıkarmayı hedefleyen Ali Bilen, hizmet felsefesini otelin girişinde yer alan şu yazıyla özetliyor:
“Gelen müşteri değil, misafir olarak görülür.”
Bilen sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Bir insan kapıdan çıkarken teşekkür edip gidiyorsa bu tatmin, paranın çok üstünde bir olaydır. Sağ olduğumuz müddetçe durmak yok, yola devam.”