Kültür ve Yaşam Tarzı Genellikle 'Shúkà' adı verilen kırmızı ve ekose desenli kumaşlar giyerler, boncuklu takılar takarlar. Boma' adı verilen, çalı çırpı ve çamurdan yapılmış dairesel kulübelerden oluşan köylerde yaşarlar. Erkeklerin güçlerini göstermek için dizlerini bükmeden dümdüz yukarı sıçradıkları meşhur zıplama danslarıyla ('Adumu') tanınırlar. Geçimleri sığır, keçi ve koyun yetiştiriciliğine dayanır. Hayvanlar onlar için hem geçim kaynağı hem de zenginlik ölçüsüdür. Safari yapan birçok turist, yerel kültürlerini yakından tanımak için otantik Masai köylerini ziyaret eder. Ziyaretler sırasında köy hayatına tanık olabilir, geleneksel ateş yakma tekniklerini izleyebilir ve yerel el işi boncuk ürünlerinden satın alabilirsiniz.
Tanzanya'da yaşayan Masai halkının kullandığı geleneksel sopaya "Rungu" adı verilir. Genellikle sert ağaçtan oyulan bu sopaların sapı ince, ucu ise ağır bir topuz şeklindedir. Savaşçıların statü sembolü olan rungu, avlanmak, vahşi hayvanları uzaklaştırmak veya fırlatılarak kendini savunmak amacıyla kullanılır. 45-50 cm uzunluğunda olup, tek elle tutulacak şekilde dengeli bir ağırlığa sahiptir.
Tanzanya da 120'den fazla etnik grubun bir arada barış içinde yaşadığı ve Bantu, Arap, Hint ve Avrupa etkilerinin harmanlandığı oldukça renkli ve mozaik bir yapıya sahiptir.
Bu gruplardan Maasailerin çoğunluğu Hristiyanlığa geçmiştir, ayrıca bir miktar Müslüman da bulunmaktadır.
Doğu Afrika'nın köklü yerli halkı Masailer, aslan ve bufalo gibi bölgenin tehlikeli yırtıcı hayvanlarından çekinirler. Doğanın içinde Serengeti ve Masai Mara gibi milli parklarda vahşi hayvanlarla iç içe yaşarlar.
Evlilikleri renkli ve ilginçliklerle doludur. Evliliğin en önemli şartı, damat adayının kızın babasına ödediği başlık bedelidir. Bu bedel genellikle sığır, koyun ve keçi gibi hayvanlardan oluşur. Sığır sayısı, ailenin zenginliğinin ve damadın eşine bakabilme kapasitesinin bir göstergesidir.
Masailer beslenmesinde ve kültürel ritüellerinde kan önemli bir yere sahiptir. Genellikle kanı pişirmeden, taze ve çiğ olarak doğrudan tüketirler; ancak geleneksel olarak pişirilmesi gerektiğinde şu şekilde hazırlanır. Kabile üyeleri, ineğin şah damarına özel ve sivriltilmiş bir ok veya bambu filizi yardımıyla küçük ve kontrollü bir kesik atarak kanı özel bir kaba sağarlar. Bu işlem ineğe zarar vermez; alınan kan miktarından sonra yara doğal çamur ve küllerle kapatılarak hayvanın iyileşmesi sağlanır.
Çiğ veya az pişmiş kan tüketimi, kan yoluyla bulaşabilen ciddi hastalıklar ebola, şarbon veya brusella) açısından çok yüksek riskler barındırır. Bu nedenle uluslararası sağlık otoriteleri tarafından bu tür geleneksel uygulamalar kesinlikle önerilmemektedir.
İslam dinine göre de Haram olan bu durum kesinlikle denenmemeli.