Ana Sayfa

SİYONİZM TERÖRDÜR, SİYONİSTLERDE TERÖRİST

YAZARLAR

Bugün Orta Doğu, modern tarihin en karanlık, en sistematik ve en pervasız yıkım süreçlerinden birine sahne oluyor.



Gazze’de canlı yayınlarda tüm dünyanın gözü önünde icra edilen çocuk, kadın, yaşlı katliamları; Suriye’nin egemenlik haklarını hiçe sayarak gerçekleştirilen bombardımanlar ve İran hattında tırmandırılan suikastlar, tek bir ideolojik merkezden beslenmektedir: Siyonizm.
Yaşanan bu küresel trajediyi, askeri stratejiler ya da "meşru müdafaa" gibi diplomatik kılıflarla açıklamak artık mızrağın çuvala sığmadığı noktadır. Bir ideolojinin ve onun yürütücülerinin niteliğini anlamak için teorik tanımlara değil, sahada bıraktığı kanlı izlere bakmak gerekir. Ve bugün karşımızda duran tablo netleşmiştir: Siyonizm, hedef ve uygulamaları itibarıyla modern dünyanın en organize terörizm biçimidir.
Terörizmin Teknolojik ve Devlet Eliyle Kurumsallaşması
Geleneksel terör tanımları, genellikle devlet dışı aktörlerin sivil halkı korkutmak, yıldırmak ve siyasi hedeflere ulaşmak için başvurduğu şiddet eylemlerini kapsar. Ancak bugün karşımızdaki şer şebekesi, uydulardan uzay ajanslarının takip ettiği küresel istihbarat ağlarına, yapay zekâ destekli katliam yazılımlarından modern devlet aygıtlarına kadar her türlü teknolojiyi sivil halkı yok etmek için kullanmaktadır. Camilerin, hastanelerin, okulların ve mülteci kamplarının sistematik olarak bombalanması, terörün sadece yeraltı örgütlerine mahsus olmadığını; gücünü siber ve askeri teknolojilerden alan bir "devlet terörizmi" olduğunu göstermektedir.
Burada yapılması gereken en hayati ayrım, bu barbarlığın panzehiridir. Bugün dünyanın dört bir yanında, hatta bizzat Tel Aviv sokaklarında bu vahşete karşı çıkan, Siyonizmin bir inanç değil, sömürgeci bir ideoloji olduğunu haykıran anti-Siyonist Yahudilerin varlığı, mücadelenin sınırını çizmektedir. Bu kavga, bir din veya ırk kavgası değildir; bu kavga, insanlık onurunun ırkçı ve yayılmacı bir terör doktrinine karşı verdiği varoluş mücadelesidir.
Türkiye Tarihi Sorumluluğunu Üstlenmeli, Siyonizm Yasaklanmalıdır
Dünya tarihi, insanlığı felakete sürükleyen ideolojilerin hukuken yasaklanması konusunda tecrübelere sahiptir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Nazizm nasıl ki insanlık suçu olarak kabul edilip yasaklandıysa; Güney Afrika’daki Apartheid rejimi nasıl hukuki tecritle yıkıldıysa, bugün de Siyonizm için benzer bir küresel iradeye ihtiyaç vardır.
Bu noktada, tarih boyunca mazlumların hamisi olmuş Türkiye Cumhuriyeti’ne tarihi bir liderlik görevi düşmektedir. Uluslararası toplumun sessizliğe gömüldüğü bir dönemde, Siyonizmi resmi olarak terörizm ilan eden, iç hukukta ve Terörle Mücadele Kanunu kapsamında bütün Siyonist yapıları terör örgütü olarak tanıyan ilk ülke Türkiye olmalıdır.
Ankara'nın atacağı bu somut ve öncü hukuki adım, küresel vicdanın harekete geçmesi için fitili ateşleyecek, uluslararası arenada bir kırılma noktası yaratacaktır. Bir ideoloji;
Kendi dışındakileri sistematik olarak yok etmeyi meşrulaştırıyorsa,
Sivilleri, bebekleri ve insani yardım çalışanlarını açık birer hedef haline getiriyorsa,
Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı’nın kararlarına açıkça meydan okuyarak çiğniyorsa,
O ideoloji siyasi bir akım veya ulusal bir hareket olarak değerlendirilemez. Siyonizm, küresel düzeyde yasaklanması gereken bir suç manifestosudur ve Türkiye, bu barbarlığa karşı hukuki ve siyasi savaşı başlatan ilk devlet olarak tarihteki yerini almalıdır.
Küresel Sessizlik ve Vicdanın Sorumluluğu
Bugün Siyonist yapıların terör listelerine alınması ve bu ideolojinin yayılmasının engellenmesi, sadece Orta Doğu’daki masumların can güvenliği için değil, uluslararası hukuk sisteminin inandırıcılığını koruması için de hayati önem taşımaktadır. Batılı güçlerin diplomatik koruması altında işlenen bu suçlara karşı sessiz kalmak, bu suça ortak olmaktan farksızdır.
Gazze çökerken, Şam bombalanırken ve bölge geri dönülmez bir ateş çemberine itilirken; gazetecilerin, yazarların, hukukçuların ve vicdan sahibi devletlerin üzerine düşen en büyük görev, bu vahşetin adını koymaktır. Sivilleri hedef alan, coğrafyaları insansızlaştıran ve gücünü sömürgeci bir hırstan alan bu ideolojinin uygulayıcıları teröristtir. İnsanlık onuru, Ankara'dan yükselecek o gür sesle bu barbarlığa karşı hukukun ve vicdanın bayrağını açmayı zorunlu kılmaktadır.
Hz. Musa'nın yolundan giden ve Tevrat’ın ilk emri olan ‘öldürmeyeceksin’e uyan Yahudileri eli kanlı katil Siyonistlerle karıştırmak çok büyük hata olur.

VESSELAM