Bir insanın hayatındaki yerinizi anlamak için büyük sözlere ihtiyaç yoktur. Arayıp sormak için bahane üretenlerle, aylar sonra aklına düştüğünüzde sizi hatırlayanlar arasındaki fark zaten her şeyi anlatır. Çünkü değer, söylenen cümlelerde değil; gösterilen ilgide, ayrılan vakitte ve verilen emekte gizlidir.
SADECE KENDİ CANI İSTEDİĞİNDE...
Kimse bir başkasının hayatında sürekli öncelik olmak zorunda değildir. Hayatın telaşı, sorumlulukları ve yükleri vardır. Ancak bir insan size sadece kendi canı istediğinde ulaşıyor, sadece kendi ihtiyacı olduğunda sizi hatırlıyor ve sizin varlığınızı garanti görüyorsa, orada dostluktan da sevgiden de aşktan da söz etmek zordur.
KENDİ DEĞERİNİ UNUTMA
Bir süre sonra insan şunu fark ediyor: Beklemek de bir tercihtir. Aranmayı beklemek, hatırlanmayı beklemek, değer görmeyi beklemek... Oysa ömür dediğimiz şey beklemek için fazla kısa. Kendimizi ikinci plana atanların hayatında birinci sıraya çıkacağımız günü umut ederek yaşamak, insanın kendi değerini unutmasına neden oluyor.
Olgunluk bazen kalmak değil, gitmeyi bilmektir. Kendinizi değersiz hissettiren masalardan kalkabilmek, ilginin sahte olduğunu gördüğünüz yerde arkanızı dönebilmek ve sırf alışkanlık oldu diye bir ilişkinin içinde kalmamak da bir karakter meselesidir.
EKSİK BIRAKILDIĞIN KAPIDA BEKLEME
Çünkü insanın önce kendisine saygı duyması gerekir. Kendine saygı duyan biri, ilgisizliği sevgi sanmaz. Yok, sayılmayı sadakat diye yorumlamaz. Sürekli eksik bırakıldığı halde aynı kapıda beklemeyi fedakârlık olarak görmez.
Hayat, kıymet bilenlerle güzeldir. Sizi hayatının uygun bir köşesine sıkıştıranlarla değil, size gerçekten yer açanlarla anlam kazanır.
FARK EDİLMEDEN TÜKETİLMEK
Manipülatif insanlar önce zihnimize girer, sonra kendimizden şüphe ettirir.
Sana “abartıyorsun” derler, hislerimizi küçümserler, suçlu olan kendileri olsa bile yükü bizim omzuna bırakırlar.
Bir süre sonra suskunluğumuz huzurdan değil, yorulmaktan olur.
Ama unutma; sürekli kendimizi açıklamak zorunda kaldığımız yerde sevgi değil, kontrol vardır.
Ve insanı en çok yoran şey isyan değil, bağırışlar değil, fark edilmeden tüketilmektir.
İNDİRDİM SİZİ HEYBEMDEN...
Bu yüzden bazı insanlar sessizce gider. Ne kavga ederler ne de hesap sorarlar. Sadece kendilerini değersiz hissettiren o sahte ilgi ortamını geride bırakırlar. Çünkü bilirler ki insanın en büyük kaybı birini yitirmesi değil, kendi değerini unutmasıdır.
Verdiğim değere haksızlık ettiğiniz gün, indirdim sizi heybemden. "Masum da değilsiniz, lazım da değilsiniz.”
Eric Fromm Der ki;
Bir çiçeği sevdiğinizi söyleyip günlerce onu sulamayı unutursanız, o sevgiye kimse inanmaz.
“Peki, bir çiçeğin sorumluluğunu üstlenmeden ona ‘benim’ diyemiyorsak; bir insanın kalbinin sorumluluğunu almadan ona nasıl ‘seni seviyorum’ diyebiliyoruz?”