Pamukova Kemaliye’de (Tirse) Yaşamış Büyük Âlim Eşrefoğlu Rumi Hazretleri
Eşrefoğlu Rumi’nin doğum tarihi 1370 olarak tahmin edilmektedir Mekkeli ve Hz. Peygamberin soyundan geldiği rivayet edilen, âlim ve din adamları yetiştiren bir ailenin çocuğudur. Mısır’da dünyaya gelir, ailesi Mısır’dan Suriye’ye oradan da Anadolu’ya göç eder, Manisa’da bir süre ikamet ettikten sonra Buradan İznik’e gelir, bir süre kaldıktan sonra ilmini daha da artırmak için Suriye’nin Hama kasabasında oturan Abdulkadir Geylani’nin torunlarından Hüseyin Hamevi’nin yanına gider. Oradaki eğitimini tamamlayıp tekrar İznik’e döner.
Eşrefoğlu Rumi Hama’dan İznik’e dönünce halkı irşat edecek yerde silik bir hayat yaşamaya başlar. Şan ve şöhretten hiç hoşlanmaz, kimsenin dikkatini çekmeyen fakirane bir ömür sürer, elinden geldiği kadar halktan uzak yaşamaya çalışır. Eşrefoğlu’nun bu hali onu tanıyan ve şöhretini işiten birinin Hama’dan İznik’e gelmesiyle değişir. Bu şahıs İznik’te herkese Eşrefoğlu’nun Hama’daki hayatını, Hüseyin Hamavi’nin yanındaki seçkin durumunu, menkıbelerini anlatmaya başlar. Bundan sonra halkın nazarı Eşrefoğlu’nun üzerine toplanmaya başlar. İznik halkı artık ona hürmet ve itibar ederek peşini bırakmaz. O ise halkın bu büyük ilgisinden rahatsız olur, izini kaybettirmek isteyerek, İznik’ten uzaklaşıp Tirse (Kemaliye) dağlarına çekilir ve tekrar uzlet hayatı yaşamaya başlar.
Eşrefoğlu’nun bu şekildeki yaşayışı da uzun sürmez, onun dağlarda yapayalnız dolaşması Tirseli (Kemaliyeli) bir köylünün dikkatini çeker. Köylü onu bir suçlu sanarak yakalayıp Tirse’deki evine götürür. Gayesi onu devlete teslim edip mükâfat almaktır. Fakat daha sonra onun şöhretini duyan köylünün annesi tarafından mesele anlaşılır, köylü de annesi de öğrencisi olur.
Eşrefoğlu bir süre sonra, yeniden asıl vazifesi olan halkı irşada tam manasıyla başlar. Eşrefoğlu’nun ilk talebesi olan köylü, ona Tirse’de (Kemaliye) Pınarbaşı denilen yerde bir medrese inşa eder. İşte bu medresede talebeler yetiştirir. Tirse Köyü’ne (Kemaliye) ismini veren Abdurrahim Tirsi de, köy imamı Bayezid Fakih’in oğlu ve Eşrefoğlu’nun Tirse’deki bu medresede çevre muhitlerden ve diğer bölgelerden gelen talebeler, ilim tahsil ederler. Bu yüzden tekkenin bulunduğu yere Şeyhler Avlusu denilir.
Eşrefoğlu Rumi’nin İznik’e Gidişi
Rivayet ve Keramet.!
Tirselilerin Eşrefoğlu Rumi’ye karşı oluşan bazı olumsuz tavırları, onu çok üzer, bu nedenle köyden ayrılarak İznik’e yerleşir. Bu olaydan sonra Tirse’de huzursuzluk ve karmaşa baş gösterir, asayiş bozulur, olağanüstü olaylar görülmeye başlar. Bunun üzerine Tirse Köyü ileri gelenleri toplanır ve durum değerlendirmesinde bulunurlar. O zamana kadar köylü huzur içerisinde yaşarken, birden bire başlarına bu musibetlerin gelmesinin sebebini araştırır, ama bir türlü nedenini bulamazlar. Köylülerden birisi başlarına gelen olayların sebebinin, hiç kimseye kötülüğü dokunmayan o mübarek insanı Eşrefoğlu’nu incitmeleri olduğunu belirterek bizim ona ettiklerimizden sonra daha başımıza çok şeyler gelir, der. Halk da meselenin iç yüzünü anlar ve olay aydınlatılmış olur.
Bunun üzerine köy ileri gelenleri Eşrefoğlu’nu köye geri getirmek için beş kişilik bir heyet oluşturulması kararı alır. Heyet hazırlanır, İznik’e gidilerek İzniklilerden Eşrefoğlu istenir. İznik halkı onu Tirselilere vermeyi kabul etmeye yanaşmaz. Heyet olumsuz cevap üzerine eli boş döner, köy halkı bu duruma çok üzülür.
Köy halkı yeniden bir durum değerlendirmesi yapmak için toplanır. Alınan karar üzerine köy ileri gelenleri eli silah tutan herkesin meydana çıkmasını ister, herkes karara uyar meydana çıkar. İznik’e giderek İzniklilerle harp etme kararı alınır. Tirse’de huzur kalmadığı için köy halkı çoluk-çocuk toplanır. Kazma, kürek, kılıç, bıçak, kama, ne bulduysa yanına alan halk, İznik’e doğru hareket eder. İznik-Tirse (Kemaliye) arası 30 km’dir, yolun yarısına gelindiğinde bir de bakarlar ki Eşrefoğlu onlara doğru gelmektedir. Eşrefoğlu onlara nereye gittiklerini sorar. Onlar da sizi almaya geliyorduk, ne pahasına olursa olsun, gerekirse savaşacak, sonra da sizi alıp götürecektik, derler. Köylünün bu kararlı tutumu Eşrefoğlu’na malum olmuştur.
Eşrefoğlu Tirselilere hadi dönün geriye der, fakat köylüler seni almadan gitmeyiz dediğinde, o, tamam yazın sizde Tirse’de, kışın İznik’te kalacağım, der. Bu şekilde Tirse’yle İznik arasındaki bu anlaşmazlığa çözüm yolu bulunur ve taraflar arasında sulh sağlanır.
Bu anlaşmaya göre Eşrefoğlu Rumi altı ay yaz Tirse’de, altı ay kış ise İznik’te kalacaktır,
Eşrefoğlu’nun şöhreti o devirlerde çok yaygındır. O devrin âlimlerinin çözemediği bazı meseleleri onun çözdüğü rivayet edilir. Evliya Çelebi Eşrefoğlu’ndan yetmiş bin talebesi olan büyük bir şahsiyet, diye bahsetmiştir.
Eşrefoğlu Rumi, tahminen yüz yaşlarında 1469 ya da 1470 yılında İznik’te vefat etmiştir.
Eşrefoğlu Rumi, vefatından sonra her yıl 3 Mayıs Bursa İznik'teki Eşrefzade Camii'nde anılır.