Ana Sayfa

Mardin’in Geçmişi İle Geleceği Arasındaki Kırılma

GÜNDEM

Yeşilli Kentsel Dönüşümünde ‘Sosyal Ve Hukuki’ Kriz.Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ilk büyük kentsel dönüşüm adımlarından biri olarak lanse edilen Mardin’in Yeşilli ilçesindeki proje, modernleşme vaadinden ziyade derinleşen sosyo-ekonomik yaralar, hukuki tartışmalar ve mülksüzleşme kaygısıyla bölge gündemindeki yerini koruyor.



TOKİ ve Yeşilli Belediyesi ortaklığıyla Gül ve Tepebaşı mahallelerinde başlatılan dönüşüm, yerel halk ile yerel yönetimi sert bir şekilde karşı karşıya getirdi. Bölgenin kendine has tarımsal, kültürel ve demografik yapısını göz ardı eden uygulamalar, ilçeyi büyük bir sosyal krizin eşiğine sürüklemiş durumda.

YARGI KARARLARI BAYPAS MI EDİLDİ? "REZERV ALAN" ÇELİŞKİSİ
Projenin en çok tartışılan ve yargıya taşınan boyutu, hukuki süreçlerin işleyiş biçimi oldu. Hak sahiplerinin açtığı davalar neticesinde Danıştay’ın ilk etapta verdiği "riskli alan" iptal kararlarına rağmen, uygulamanın durdurulmaması bölgede hukuka olan güveni zedeledi.
Hukukçular ve mağdur ailelerin iddialarına göre; yargı kararlarının etrafından dolanmak amacıyla söz konusu bölgeler hızla "rezerv yapı alanı" ilan edildi. "Acele kamulaştırma" formülüyle mülkiyet haklarının askıya alındığını savunan ilçe sakinleri, belediye ile hiçbir uzlaşma zeminine yanaşmamış ve sözleşme imzalamamış olmalarına rağmen evlerinin yıkım programına dahil edilmesine tepki gösteriyor. Hukuki süreçleri devam eden vatandaşlar, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının idari kararlarla fiilen geçersiz kılındığını vurguluyor.

‘YA GÖÇ YA BORÇ’ KISKACI VE DÜŞÜK BEDELLER
Yeşilli halkı, büyük oranda bağcılık, tarım ve küçükbaş hayvancılıkla geçinen, geleneksel aile mimarisine sahip dar gelirli vatandaşlardan oluşuyor. Kentsel dönüşümün getirdiği ekonomik model ise bu sosyal dokuyla tamamen tezat oluşturuyor.
Düşük Kamulaştırma Bedelleri: Yıkılan ya da yıkım kararı verilen taşınmazlara biçilen metrekare ve enkaz bedelleri, günümüz ekonomik şartlarının ve bölgedeki gayrimenkul rayiçlerinin çok altında kaldı. Vatandaşlar, kendilerine teklif edilen komik nakdi bedellerle ne yeni bir ev alabilmenin ne de aynı ilçede hayat kurabilmenin mümkün olmadığını belirtiyor.
Yüksek Borçlandırma: Eski evlerine karşılık yeni yapılacak olan yatay mimarili konutlar veya bedesten dükkânları için halkın önüne fahiş borçlanma şartları konuldu. Bu durum, ilçede "ya bütçeyi aşan borç batağına girilecek ya da ata toprakları terk edilecek" şeklinde özetlenen zorunlu bir göç baskısı yarattı.
VATANDAŞIN İSYANI: KENTSEL DEĞİL, RANTSAL DÖNÜŞÜM
Yıkım kararlarına ve sunulan dayatmacı sözleşmelere tepki gösteren ilçe sakinleri, yapılan uygulamanın adının yanlış konulduğunu savunuyor. Mahalle buluşmalarında ve protestolarda seslerini duyurmaya çalışan hak sahipleri, süreci şu sözlerle özetliyor:
"Burada yapılan şey kentsel dönüşüm değil, düpedüz rantsal dönüşümdür. Bizim yıllardır alın teriyle kurduğumuz, içinde anılarımızı ve geleceğimizi biriktirdiğimiz evlerimize üç kuruş değer biçiyorlar. Sonra da aynı yerleri lüks projeler, bedestenler adı altında yüksek bedellerle başkalarına pazarlıyor ya da bizi borçlandırarak kendi topraklarımızda kiracı yapmaya çalışıyorlar. Amaç ilçeyi modernize etmek olsaydı, önce burada yaşayan halkın rızası alınır, hakkı gözetilirdi. Bizim evlerimizi yıkıp yerimize zenginleri yerleştirmenin adı dönüşüm değil, mülkümüze el koymaktır."
Vatandaşların bu isyanı, projenin sosyal bir amaca hizmet etmekten ziyade, belirli çevrelerin ekonomik çıkarlarına göre şekillendirildiği şüphesini ve "soylulaştırma" kaygısını bölgede kalıcı hale getiriyor.
YAŞAM TARZININ TASFİYESİ VE ÜRETİM KAYBI
Projenin en az mülkiyet sorunu kadar derin olan bir diğer boyutu ise kültürel ve ekonomik hafızanın yok edilmesi. Yeşilli’deki geleneksel evlerin alt katları ahır, depoları ise tarımsal mahsullerin işlendiği alanlar olarak kullanılıyordu. Vatandaşlar geçimlerini evlerinin hemen yanı başındaki bağ ve bahçelerden sağlıyordu.
Dönüşüm sonrasında inşa edilecek apartman veya ticari odaklı tek tip konut modeli, bu insanların üretim mekanizmasını ellerinden alıyor. Hayvancılık ve geleneksel tarımın bu mimaride sürdürülemeyecek olması, yerel halkı kalıcı bir güvencesizliğe ve işsizliğe mahkum etme riski taşıyor. Kültürel dokunun modernize edilme iddiasıyla tek tipleştirilmesi, ilçenin kimliğine indirilen bir darbe olarak yorumlanıyor.
EVLER YIKILDI, KİRA YARDIMLARI ÖDENMEDİ
Sürecin yarattığı ekonomik darbe sadece mülksüzleştirme kaygısıyla da sınırlı kalmadı. Evleri kentsel dönüşüm kapsamına alınarak yıkılan vatandaşlar, yasal olarak hak ettikleri devlet destekli kira bedellerini aylardır alamadıklarını belirtiyor.
Zorunlu tahliye sürecinde kendilerine düzenli kira yardımı yapılacağı sözü verilen hak sahipleri, ödemelerin gecikmesi veya hiç yatırılmaması nedeniyle hem evlerinden oldu hem de günümüzün fahiş kira fiyatlarıyla baş başa bırakıldı. Kiralarını ödemekte zorlanan, birçoğu icralık olma noktasına gelen ilçe sakinleri, yerel yönetimin ve ilgili bakanlığın bu koordinasyonsuzluğu nedeniyle adeta bir hayatta kalma mücadelesi verdiklerini ifade ediyor.
ELEKTRİK VE SULAR KESİLDİ
Sürecin insani boyutu da en az hukuki boyutu kadar sancılı ilerliyor. Hak arayışlarını sürdüren, kira yardımı alamadığı için taşınacak yer bulamayan ve tahliye sözleşmelerini imzalamayan mahalle sakinleri, sahada psikolojik ve fiziksel bir yıldırma politikası ile karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyorlar.
İçinde halen ailelerin, yaşlıların ve çocukların yaşadığı, hukuki süreçleri devam eden binaların elektrik, su ve doğal gaz gibi en temel altyapı hizmetlerinin kesilmesi, kamuoyunda büyük tepki topladı. Mevcut ekonomik sıkıntıların üzerine gelen bu kesintiler, vatandaşları sağlıksız koşullarda yaşamaya ya da evlerini apar topar terk etmeye zorladı. İlçede kiralık konut stoğunun yetersiz olması ve belediyenin yeterli, planlı bir geçici barınma alternatifi sunmaması yüzlerce aileyi aniden evsiz kalma tehlikesiyle baş başa bıraktı.

DOĞAN BEKİN KONUYU MECLİSE TAŞIYOR
Yeşilli'de tırmanan bu kriz ve vatandaşların çığlığı siyasetin de önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, ilçede yaşanan mağduriyetleri yakından takip ettiklerini belirten bir açıklama yaptı.
Bölge insanının haklı isyanına kulak verilmesi gerektiğini vurgulayan Bekin, konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıyacağını belirterek şu ifadelere yer verdi:
"Mardin Yeşilli'de kentsel dönüşüm adı altında yürütülen uygulamalar, ne yazık ki vatandaşlarımızı kendi öz yurtlarında mülksüzleştirme ve borç sarmalına sürükleme noktasına gelmiştir. Hukuki süreçler hiçe sayılarak, rıza üretilmeden, insanların anayasal mülkiyet haklarına adeta el konulmaktadır. Üstelik evleri yıkılan hemşehrilerimizin hak ettikleri kira yardımlarının dahi aylardır ödenmemesi, kabul edilebilir bir durum değildir. Yeniden Refah Partisi olarak bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Yaşanan tüm hukuksuzlukları, ödenmeyen kira bedellerini ve halkımıza dayatılan bu mağduriyetleri en kısa sürede Meclis kürsüsüne taşıyarak soru önergelerimizle ve araştırma taleplerimizle takip edeceğiz. Yeşilli halkı sahipsiz değildir; adaletin tecelli etmesi ve mağduriyetlerin ivedilikle giderilmesi için tüm gücümüzle çalışacağız."

DEM PARTİ MİLLETVEKİLİ BERİTAN GÜNEŞ ALTIN: "BU GASP KABUL EDİLEMEZ"
Kentsel dönüşüm mağdurlarının sesine bir destek de DEM Parti cephesinden geldi. Sahadaki hak ihlallerini ve halkın taleplerini yakından takip ettiklerini belirten DEM Parti Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, projeye ve mülksüzleştirme adımlarına çok sert tepki gösterdi.
Güneş Altın, konunun peşini bırakmayacaklarını vurguladığı açıklamasında şu net ifadeleri kullandı:
"Mardin Yeşilli kentsel dönüşümü, sadece binaların yenilenmesi meselesi değildir; bir halkın hakkının, hukukunun, üretim biçiminin ve kültürel hafızasının korunması meselesidir. Yeşilli ilçemizde kentsel dönüşüm adı altında yürütülen süreçte ortaya çıkan iddialar ve halkımıza yaşatılan mağduriyetler kesinlikle kabul edilemez boyuttadır. Evlerinden, yurtlarından zorla ve hukuksuz bir şekilde atılan, en temel yaşam hakları ve mülkiyet hakları gasp edilen halkımız asla yalnız değildir. Halkımızın hakkını korumak ve bu zulme dur demek için her mecrada, hem sahada hem de Meclis'te sonuna kadar mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bu hukuksuz uygulamaların hesabı sorulana kadar fikri takibimizi sürdüreceğiz."
VATANDAŞLARDAN ANKARA'YA ÇAĞRI: "BAKANLIK VE İÇİŞLERİ DEVREYE GİRMELİ"
Yerel düzeyde muhatap bulamamaktan ve yerel yönetimin dayatmacı tavrından şikâyetçi olan Yeşilli halkı, artık gözünü tamamen Ankara’ya çevirmiş durumda. Mağduriyetlerinin yerel imkânlarla çözülemeyeceğini vurgulayan ilçe sakinleri, devletin üst kademelerine acil çağrıda bulundu.
Vatandaşlar, kentsel dönüşümün asıl yürütücüsü olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile mülkiyet hakkının korunması, sahada yaşanan altyapı kesintileri ve idari süreçlerin denetlenmesi adına İçişleri Bakanlığı’nın doğrudan sahaya müdahil olmasını talep ediyor. Mağdur aileler, "Bizler devletimize karşı değiliz, devletimizin adaletine sığınıyoruz. Bakanlıklarımız müfettişlerini göndersin, buradaki rantsal paylaşımı ve kesilen sularımızı yerinde görsün. Ankara sesimizi duymalı ve bu zulme dur diyerek mağduriyetimizi giderecek adil bir çözüm mekanizması kurmalıdır" diyerek merkezi yönetimin hakemliğine ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.

YEŞİLLİ BELEDİYE BAŞKANI HAYRETTİN DEMİR NE DİYOR?
Tüm bu iddiaların, siyasi tepkilerin ve saha krizlerinin karşısında Yeşilli Belediye Başkanı Hayrettin Demir ise projeyi kararlılıkla savunmaya devam ediyor. Başkan Demir, bölgenin mevcut altyapısının ömrünü çoktan tamamladığını, yapı stoğunun depreme ve olası afetlere karşı tamamen dayanıksız olduğunu vurguluyor. Projenin ilçeyi dikey mimariden kurtaracak, bölgeye yakışır prestijli bir yatay mimari hamlesi olduğunu belirten Demir; kurulacak yeni ticaret alanları ve "bedesten" konseptiyle Yeşilli'nin turizm potansiyelinin katlanacağını, ciddi bir istihdam yaratılacağını ve uzun vadede bu modernleşmenin bölgeye tersine göçü başlatacak bir "vizyon proje" olduğunu ifade ediyor.

ÇÖZÜM BEKLEYEN SORULAR
Belediye Başkanı Hayrettin Demir projeyi bir cazibe merkezi hamlesi olarak sunsa da, sahadan yükselen çığlık, bakanlıklara yapılan çağrılar ve arkasındaki çok sesli siyasi destek başka bir gerçekliği işaret ediyor: "Rıza üretilmeden ve taahhütler tutulmadan yapılan bir dönüşüm, modernleşme değil mülksüzleştirmedir."
Yeşilli kentsel dönüşümü, sadece binaların yenilenmesi değil; bir halkın hakkının, hukukunun, üretim biçiminin ve kültürel hafızasının korunması meselesidir. Bölgedeki sivil toplum kuruluşları, gazeteciler ve hak savunucuları; yetkilileri acilen sahaya inmeye, dayatmacı politikalardan vazgeçmeye, biriken kira alacaklarını derhal ödemeye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı koordinesinde halkın mağduriyetini giderecek adil bir uzlaşı masası kurmaya davet ediyor.