Ana Sayfa

Fatih Altaylı Milli takım ve TFF'ye demediğini bırakmadı: 'Orada olmamamız gerekiyordu'

GÜNDEM

Gazeteci Fatih Altaylı, Dünya Kupası'na erken veda eden A Milli Takım ve Türkiye Futbol Federasyonu'na yönelik sert eleştirilerde bulundu. Altaylı, Türkiye'nin turnuvaya katılmasının bile FIFA'nın yeni formatı sayesinde mümkün olduğunu savundu.



Altaylı, Türkiye'nin turnuvaya erken veda etmesine şaşırmadığını belirterek hem federasyonu hem de milli takım çevresindeki atmosferi hedef aldı.
Milli takım ve milli felaket.

İlginizi çekerse milli takımla başlayalım bugüne.

Türk Futbol A Milli Takımı, 24 yıl aradan sonra katılmaya hak kazandığı Dünya Kupası finallerinde ilk iki maçında sıfır puan alınca elendi. Şimdi bir formalite maçı oynayacak.

Millet çok şaşkın.

Ben ise hiç ama hiç değilim.

Öncelikle şunu söylemem lazım.

Bizim zaten orada olmamamız gerekiyordu.

Dünya Kupası daha önceki yıllarda olduğu gibi 32 takımla oynanıyor olsaydı biz aylar önce elenmiş ve katılma hakkını elde edememiş olacaktık.

FIFA’nın ticari nedenlerle takım sayısını artırması sayesinde Dünya Kupası finallerine gittik.

Peki, turnuvaya Avustralya yenilgisi ile başlayacak kadar kötü bir takım mıydık!

Asla.

Ama dangalakça yönetildiğimiz için yenildik.

Önce milli takım kampı çiftliğe çevrildi.

Giren çıkan belli değildi. Bir kulüp yöneticisi milli takım kampına kamp kurdu.

Milli takım kampını transfer borsasına çevirdi. İlkokul mezunu olduğu yazılıp çizilen federasyon başkanı, eşofmanlarını giyip, milli takım antrenmanına çıktı.

Siz hiçbir federasyon başkanının üzerinde eşofmanla takımla birlikte idman yaptığını gördünüz mü!

Bir de kalkıp “Kupayı alıp geleceğiz” dedi.

Futboldan anlayan anlamayan herkes Dünya Kupası’nı hafife almaya, en az sallayan çeyrek final demeye başladı.

Belki oynayabilirdik ama bu kadar fazla beklenti kimilerine göre stres, bana göreyse rehavet getirdi.

Avustralya, Amerika, Paraguay da kimdi, tek ayağımızı bağlasak yeneriz havasına girildi.

Aslında hiç de kötü bir teknik adam olmayan Montella da bu havaya girdi.

Türkleşti.

Ayrıca belli ki, takım kurarken de bazı “dış” etkenlere yenildi. Yoksa Kerem gibi birini iki maç o kadar süre sahada tutmak için aklını peynir ekmekle yemiş olması gerekirdi. Kerem Aktürkoğlu da o sahada olmaması gerektiğini bilmese, oyundan çıkarken tribündeki taraftarlara “S.ktir lan” demezdi.

Montella da, futbolcular da rakipleri küçümsediler.

Futbolun bir savunma ve hücum oyunu olduğunu unuttular. Sadece hücumu düşündüler. 11 kişi iyi savunma yapan takımlara gol atmanın ne kadar zor olduğunu unuttular, Türk milli takımında bir Osimhen olmadığını kimse onlara söylemedi. Montella da bu havaya girdi. Yüzde bilmem kaç topa sahip olmayı ve rakipten çok daha fazla pas yapmayı marifet zannetti. Son yıllarda topa çok az sahip olan bazı zayıf takımların umulmadık başarılar elde ettiğini hatırlamadı.

Altın jenerasyon lafı ise tam bir palavra.

Dünyanın en iyi oyuncularını toplamakla takım olunmadığını yıllardır Real Madrid gösteriyor, iki yıldır da PSG.

Muhteşem Kenan, süper yetenek Arda, tecrübeli yıldız Hakan.

Eeee...

Ne oldu!

Ortada takım yok.

2002’de üçüncü olan kadro takımdı.

Çünkü omurgasını başarılı bir takıma dayamış, yanına ülkenin diğer yeteneklerini koymuştu. Bir yıl önce Avrupa Şampiyonu olmuş, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalden dönmüş bir takımın iskeleti güçlendirilip Dünya Üçüncüsü oldu.

Bu takımın bir omurgası var mı!

Yok. Omurgan yoksa, bir de gereksiz havaya girip kendini Kaf Dağı’nın zirvesinde görürsen, üstüne üstlük bir de rezil federasyon yönetimin var ise sonuç budur.

Çok açık söyleyeyim, milli takım kampı yol geçen hanına çevrilmese, zırcahil başkan kupayı alırız diye olayı önemsizleştirmese, federasyon biraz düzgün yönetilse bu takım yine de bir üst tura çıkardı.

Rezaletin sorumlusu bellidir.

En az suçlu olan futbolculardır.

Biz taraftarlar bile onlardan daha suçluyuz.

Asıl utanması gereken önce yöneticiler, sonra biziz.

Ama başta da dediğim gibi. Çok da dert etmeyin.

Zaten orada olmamamız gerekiyordu.