Ana Sayfa

AZERBAYCAN BÜYÜK DÜŞÜNMELİ, GERÇEK DOSTUNU UNUTMAMALI!

YAZARLAR

Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi ve diplomasiye dair…Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 13. Zirvesi, 30 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirildi. Ancak zirvenin en çok konuşulan gelişmelerinden biri, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in toplantıya katılmaması oldu.



Azerbaycan Devlet Ajansı APA’da yayımlanan analizde, Aliyev’in Türkiye’ye gitmemesinin gerekçeleri tartışıldı. Analizde, “Diplomaside her şey karşılıklıdır” denilerek Aliyev’in zirveye katılmamasının “tamamen doğru bir karar” olduğu savunuldu.
Ancak meselenin bir de başka boyutu var.
Azerbaycanlı siyaset bilimci Şahin Caferli’ye göre, 2020’deki İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Azerbaycan artık kendisini dış desteğe ihtiyaç duyan küçük bir devlet olarak değil, bölgesel ve küresel düzeyde “orta güç” statüsüne sahip bir aktör olarak görüyor.
BBC Azerbaycanca Servisi’ne konuşan Caferli, “Zaferden sonra Azerbaycan artık kendisini eski Azerbaycan olarak görmüyor ve İlham Aliyev de kendisini eski İlham Aliyev olarak görmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Azerbaycan’ın hem bölgesel jeopolitikte hem de küresel ilişkilerde kendisini farklı konumlandırdığını ve yeni bir oyuncu olarak sunduğunu ifade etti.
İşin özüne baktığımızda, Azerbaycan’ın jeopolitik konumu, tarihi ve ekonomik potansiyeli düşünüldüğünde şu ifade önemli bir stratejik anlayışı ortaya koyuyor.!
Bu fazla gibi.!
Kendini büyük görmemeli ama büyük düşünmeli!
Azerbaycan; Rusya, İran ve Türkiye gibi bölgesel güçlerin kesiştiği hassas bir coğrafyada bulunuyor. Böyle bir konumda aşırı özgüvenli ve agresif çıkışlar yerine, dengeli, temkinli ve gerçekçi bir devlet politikası izlemek zorundadır.
Diğer taraftan Azerbaycan, Hazar Havzası’nın enerji kaynaklarını Avrupa’ya taşıyan Güney Gaz Koridorunun, Doğu-Batı ticaretinde Orta Koridorun ve Kuzey-Güney ulaşım güzergâhlarının önemli bir noktasındadır.
Büyük düşünmek, yalnızca bu güzergâhlar üzerinde bulunmak değil, Azerbaycan’ı küresel bir ticaret, enerji ve lojistik merkezi hâline getirmektir.
Bunun için güçlü ekonomi, doğru diplomasi ve güvenilir müttefikler gerekir.

Özetle Azerbaycan’ın ayağını yere sağlam basması, gözünü yüksek hedeflere dikmesi kadar, yanında kimin durduğunu da iyi bilmesi gerekir.
O dost TÜRKİYE’DİR!
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişki, sıradan iki devlet arasındaki diplomatik ilişkiden ibaret değildir. Bu bağın temelinde ortak tarih, kültür, dil ve kader vardır.
Elbette her devlet kendi çıkarlarını gözetir. Elbette diplomasi karşılıklıdır. Ancak devletler arasındaki ilişkilerde de vefa, güven ve zor zamanlarda gösterilen dayanışma önemlidir.
Atalarımız boşuna söylememiş:
“Dost kara günde belli olur.”
Gerçek dost, insanın zor ve kötü gününde yanında olandır. Devletler için de durum farklı değildir.
Azerbaycan’ın Karabağ mücadelesinde Türkiye’nin verdiği siyasi destek ve gösterdiği dayanışma hafızalardadır.
Bugün Azerbaycan’ın kendisini daha güçlü bir devlet olarak görmesi elbette sevindiricidir. Ancak güçlenmek, geçmişte yanında duran dostları unutmak anlamına gelmemelidir.
Unutulmamalıdır ki Türkiye’nin güçlü bir Azerbaycan’a, Azerbaycan’ın da güçlü bir Türkiye’ye ihtiyacı vardır.
Büyük düşünmek başka, büyük dostu göz ardı etmek başkadır.
Dostluk, sadece aynı hedefe yürürken değil, görüş ayrılıkları yaşandığında da korunabilmelidir.
Türkiye ve Azerbaycan’ın geleceği, karşılıklı güvenin, samimiyetin ve kardeşliğin güçlenmesinden geçmektedir.
Çünkü bizim için mesele yalnızca bir zirveye katılmak ya da katılmamak değildir.
Mesele, bir milletin iki devleti olmanın sorumluluğunu taşıyabilmektir.